Belirsizlik altında stratejide üç anahtar kelime: Opsiyonluluk, Çeviklik, ve Dayanıklılık.”

Yüksek belirsizlik ortamlarında iş liderleri içgüdüsel olarak yatırımlar, Ar-Ge ve Pazarlama harcamaları, insan alımı gibi konularda frene basarlar ve hatta karar vermeme noktasına gelebilirler. Bunun gibi kabuğuna çekilme ve savunmaya geçme hareketleri anlaşılabilir şeylerdir. Ancak daha önceki krizlerde işe yaramış olsa da kısa dönemde ters etkiler yaratıp uzun dönemde de zararlı olabilirler. İşlerin zaten yavaşladığı bir ortamda frene basma, durumu daha kötüleştirebilir. Dahası, işler düzelmeye başladığında şirketi rakiplerine göre dezavantajlı bir pozisyonda bırakabilir.

COVID-19 gibi global bir olayda daha önceki deneyimlere bakarak pozisyon almak geçerli değil. Bu bir kırılma noktası olduğu, ve düz bir çizgi olmadığı için bugünü geleceğe uzatmak da kolay değil. Çünkü gelecek böyle durumlarda birden fazla şekilde gelişebilir. İyi haber, her krizin içinde değerlendirmesini bilene fırsatlar yatar. Kırılma öncekilerden ne kadar farklı ise fırsat da o kadar büyür. Belirsizliği küçümseme ve “bu da geçer ve biz eski modelde işimize devam ederiz” düşüncesi ise şirketi, tehditlerden koruyamayan ve fırsatları değerlendiremeyen geçersiz bir strateji ile başbaşa bırakabilir. Kararları sezgisel olarak almak da bu gibi durumlarda pek isabetli olmaz.

GELECEK-İÇERİ/BUGÜN-DIŞARI

Belirsizlik ortamında en tehlikeli davranış, tamamen reaktif bir şekilde günün getirdiklerine karşılık vermeye çalışmak. Bu yol sizi fazla uzağa götürmez. Belirsizlik altında şirketlerin iki şeyi aynı anda yapmalarını öneririm. Birincisi trendleri doğru okuyarak onları geleceğe doğru uzatmaya çalışmak. Buna “Bugün-Dışarı” yaklaşımı diyebiliriz. İkincisi ise olası gelecek senaryoları üzerinde çalışarak bu senaryolar içinde şirketi hangi noktada görmek istediklerine karar vermek, ve bugünden arzulanan geleceğe götürecek çalışmaları yapmak. Buna da “Gelecek-İçeri” yaklaşımı diyebiliriz.

Bugün-Dışarı yaklaşımında dünyayı ve sektörünüzü etkileyen trendleri doğru okumak önemli. Açıkçası trendleri anlamaya çalışmak iyi bir gözleme ve olanı biteni takip etmeye dayanıyor. Küresel eko-politik düzlemde bakıldığında ABD-Çin ilişkilerinde gerilim ve Çin’in ekonomik güç olarak öne çıkması, ABD Dolarının küresel rezerv para birimi olarak durumu, DSÖ, BM gibi uluslararası kuruluşların etkinliğinin azalması, çok kutuplu bir dünyaya geçiş öne çıkan bazı başlıklar. Bunlara ek olarak özellikle salgının zirve yaptığı dönemde yaşanan sıkıntılar nedeniyle küreselleşmenin lokal ve yakından-tedarik lehine zayıflaması, pazara daha yakın yerlerde üretim, verimlilik ve hatta maliyet pahasına alternatifli tedarik, yerel tarımsal üretim ve gıda zincirinin yükselmesi sayılabilir.

Zorunluluklar karşısında ortaya çıkan ve kalıcı olacağı görülen bir trend de uzaktan çalışma. Birçok şirkette uzaktan çalışmanın verimliliği düşürmediği görüldü. Öte yandan çalışanlar da tercih ediyor ve şirket için tasarruf potansiyeli var. Uzaktan çalışma yetenek yönetimini tamamıyla değiştirebilir, çünkü yetenek ile “yer” kavramının birbirinden kopması anlamına geliyor. Yani şirketler birçok iş için artık istediği yerden insanı işe alabilir. Bu trendin ikinci ve üçüncü derece etkileri de çok ciddi olacak. Şirket kültüründe güven ve şeffaflığın öneminin artması, liderlik rolünün değişmesi içe dönük etkiler. Üçüncü derece ve toplumsal etkiler de yabana atılır gibi değil! Şehirlerin profili değişecek. Ofisler küçülecek. Devasa plazalar anlamını yitirecek.

Şirketlerin yapılarında da önemli değişimler beklenebilir. Maaşlı çalışan sayısı azalacak. İhtiyaç ve konu bazında danışmanlık ve dışardan hizmet alımı artacak. Aynı şekilde proje bazlı işler de… Bir başka kalıcı olacak trend de temassız ekonomi. e-Ticaret, lojistik hizmetleri, otomasyon, robotik uygulamalar artacak. Sanal ve dijital, olabilecek her yerde, fizikselin yerini alacak. Yeni iş modelleri gelişecek. İş modeli inovasyonu başarının anahtarlarından biri olacak.

DAYANIKLI ŞİRKET OLMAK

Gelecek-İçeri yaklaşımı ise yarının bugünden farklı olacağı varsayımına dayanır. Gelecek için birden fazla senaryo öngörülür. Bu senaryolar çerçevesinde şirketin gelmek istediği nokta ile ilgili fikir birliği sağlanır. Şirketin gelmek istediği nokta ile bugünü geleceğe uzatma arasındaki inovasyon açığı hesaplanır. Son olarak da bu inovasyon açığını dolduracak adımlar ve projelerle Gelecek-İçeri stratejisi örülür.

Belirsizlik altında stratejide üç anahtar kelime önemli. Opsiyonluluk, Çeviklik, ve Dayanıklılık. Opsiyonluluk bütün yumurtaları aynı sepete koymamak ve çeşit yaratmakla ilgili. Çeviklik, dinamik ve hızlı karar alabilecek mekanizmaları kurmakla ilgili. Dayanıklı şirket olma ise ayrı bir yazıyı hak eden başlı başına bir konu. Geleceğe geçiş hızlanmış durumda. Mevcudu optimize etme stratejisi belki bugüne kadar çalışıyordu. Bugünün gereği ise dayanıklı şirket olmak için Gelecek-İçeri/Bugün-Dışarı yaklaşımlı ikili dönüşüm stratejisi.

Ali Özgenç
ali@algoritmaconsulting.com