yaprak-oEli açık, kapısı açık, sofrası açık… Buna karşın gözü kapalı, beli kapalı, dili kapalı… Tercümesi; cömert, konuk ve yardımsever, kötülük düşünmez, namus ve şerefe göz dikmez, kötü söz söylemez dedikodu yapmaz… Bir Ahinin (esnaf-zanaatkar) en basit tanımı bu. Basiretli iş insanını tarif ediyor. Usta çırak ilişkisinin hakim olduğu, uygulamalı meslek ve ahlak eğitimiyle sırasıyla yamak, çırak, kalfa ve ustalığa hiyerarşiyle yükselten, yazık ki, unuttuğumuz bir sistem.

 

Ahilik, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ticaret hayatını şekillendiren bir kültür. Ticareti teşvik ederken doğruluk, ahlaklı olmak gibi temel konuları dikkate alıyor. Bugün için tarihte bir yaprak olabilir. Tarih okumak ve ders ve feyz almak için referanstır. Türkiye bugün girişim ekosistemini kurmak üzere cılız adımlar atıyor. Neye göre cılız… Gelişmiş ekonomilere göre. Ben eğitim sistemimiz ve sermaye yapımızdaki eksikler nedeniyle girişimcilik eko sisteminin yeterince gelişemediğini düşünüyorum. Temel nedenler bu ikisi olsa da, hatırlanması gereken ve bazı noktalarının hayata geçirilmesinde fayda olan geçmiş uygulamalar var.

 

Kısa bir tarih yolculuğu yapalım; Ahilik, Hacı Bektaş-ı Veli’nin fikirleriyle doğmuş. Bir  iddiaya göre kelime Arapça “kardeşim” demek. Aslında Türkçe bir kelimeden; Akı’dan  geldiği söyleniyor. Divânu Lügati’-t Türk’e göre “eli açık, koçak, selek, cömert, yiğit, delikanlı” gibi anlamları bir araya topluyor. Esnaf ve zanaatkar olmayı, yani meslek sahibi olmayı özendirmiş usta çırak ilişkisine dayanan toplumsal sosyal bir örgü.

 

Ahilik Müslüman Türklerin sanat ve ticaret işlerine katılmasına ve meslek sahibi olmalarına ön ayak olmuş. Örgütlenme kültürünün doğmasına hatta bugünkü anlamda baskı gruplarının oluşmasına neden olmuş. Özetle “iyi ve üretken” toplumun kodlarını yazan bir sistem olmuş. Zaanatkar hiyerarşi içinde mesleği ve inceliklerini öğreniyor, Ahi toplantılarında yine aynı hiyerarşi içinde ahlakî ve felsefî eğitim görüyorlar.

 

Ahiliğin ilkeleri ve olumlu özelliklerinden bugünün dünyası için ihtiyaç duyduğumuz birkaçını seçtim; ahlâklı olmak, şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli, iffetli, dürüst, alçakgönüllü olmak, hakka-hukuka uymak, hak ölçüsüne riayet etmek, işini içten, gönülden ve güler yüzle yapmak, içi, dışı, özü, sözü bir olmak, hakkı korumak, hakka riayetle haksızlığı önlemek, inanç ve ibadetlerinde samimi olmak, sır tutmak, aza kanaat, çoğa şükrederek dağıtmak.

 

AHİLİK VE TOPLAM KALİTE

 

Prof. Dr. Muhittin Şimşek’in Hayat Yayınlarından çıkmış “TKY ve Tarihte Bir Uygulaması: Ahilik” adlı kitabındaki yaklaşımı çok ilginç, göz atmanızı öneriyorum. Şimşek, “Ahilik ile toplam kaliteyi kıyaslıyor: “…şüphesiz geçmişi ihya etmek, onu canlandırmak mümkün değildir. Her sistem kendi tarihi içinde bir anlam ifade eder. Ama geçmişin derinliklerinde kalan güzellikleri de bilmek önemli.” Şöyle devam ediyor: “Gerek Ahilik gerekse bir yönetim felsefesi olan Toplam Kalite Yönetimi, iş görenler, işverenler ve müşterilerin tatmininin, toplumun huzurunun ön planda olduğu gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Toplam Kalite Yönetimi ürün ya da hizmetin hatasız çıkması için öneriler sunar. Bir anlamda koruyucu hekimliktir. Ahinin hak ettiğinden fazlasını kazanma yoluna sapmaması ve doğru olması ahlak kaidesi haline getirilmiştir. Toplam Kalite Yönetimi’nde de en önemli özellik iş ahlakıdır!” Bu ve benzeri yayınlarda detaylarıyla kıyaslamalara ulaşabilirsiniz.

 

BALIK TUTMAYI ÖĞRETMEK

 

Günümüzde tabii ki daha modern ve değişik isimlerde farklı yorumlar ya da konseptler var. Memnun müşteri, mutlu çalışan ve entegre süreçlerden söz eden Toplam Kalite Yönetimi, Ahilik gibi 4 temel ana eleman üzerine kurulmuş bir sistem: insan, sürekli gelişim, süreç ve müşteri. Anlatmaya çalıştığım, sistem ne olursa olsun özü önemli.

 

Ekonomimiz yeterince sağlıklı değil. Girişimcilere çok ama çok ihtiyaç var. Neden sağlıksız; çünkü yeterince üretmiyoruz,  bolca konuşuyoruz, çokça kopyalıyoruz. Toplumun önemli kesimi standart okul eğitimi almış gözükse de, temelde eğitimsiz… Daha da fenası, aileden eğitim almaktan (anne babanın eğitimsiz olması) yoksun bırakılmışlar. Bu nedenle hastayız. Biz iş yapmıyoruz. Birbirimize saldırıyor, kendimizi öldürüyoruz.

 

BİR ÖRNEK; HACI ABDULLAH

 

Hacı Abdullah Siirtli, aile kökeni Medine’ye uzanıyor. Ensariler’den. Önce Şam’a gelmiş sonra Siirt’e yerleşmişler. Ahilik sisteminde yetişmiş, geleneği sürdüren bir esnaf; lokantacı. Hacı Abdullah, bugün Ahilik sisteminin kurulmasının zor olduğunu, var olan sistemin de Ahilik olmadığını söylüyor: “Sadakat olacak, öğreteceksin, sırf para kazanmak için yapmayacaksın.”

 

Mesleği lokantacılığı, 1888’de Sultan Abdülhamid Han’a uzanarak aktarıyor. Sultan Abdülhamid Karaköy Rıhtım’da lokanta açılmasını buyuruyor, sonradan adı Abdullah olarak anılacak lokantanın kuruluşu gerçekleşiyor, ismi Victoria. Ustası Abdullah beyin yemekleri öylesine lezzetliymiş ki, “Abdullah beyin yeri” diye anılmaya başlamış. Bugünkü Abdullah ismi tesadüf. Lokanta bugüne kadar çok kere el değiştirerek gelmiş.

 

“Bunun nesi Ahilik?” diye sordum. Hacı Abdullah, “Usta çırak ilişkisi. Bizimkisi  babadan oğula geçmedi, ustalardan öğrendik. Öğrendiklerimizi hayata geçirdik, biz de öğrettik” dedi. Anlatın o zaman dedim: “Bizim için müşteri yoktur misafir vardır; bizde malzeme yoktur kalite vardır. Her gün 150 çeşit yemek çıkar. 1 hafta boyunca her gün öğlen-akşam gelseniz, aynı yemeği yemezsiniz. Hala bakır tencerede yemek pişiririz. Kalaya harcadığımız parayla 3-5 yıllık çelik tencere almak mümkün.”

 

Osmanlı’da 6 bin adet Türk yemeği bulunuyor ne yazık ki, çoğu kayıp. Örneğin patlıcandan 283 adet yemek yapılırmış, Hacı Abdullah toplamda 70 adet bildiğini söylüyor. Geri kalan kayıp. Bugüne kadar 5 bin kişi yetiştirmiş. Otellerde çalışan Osmanlı mutfağı ustalarının yüzde 80’i Hacı Abdullah’tan…

 

Ben Hacı Abdullah’ı dinlerken kendimce şöyle bir ders çıkardım; dünde yaşamak istemem, tarihten ders çıkarmaya varım, ayakta kalabilmek için bugün iyi olmalıyım, yarın da ayakta kalacaksam rakiplerimden daha önde, teknolojiyi kullanarak, ancak asıl bilgiyle farklı olmak gerekiyor.

 

Yaprak Özer