“Dijitalleşmede başarı için iş dönüşümü ve inovatif kültür öncelik almak zorunda”

Şirket kültürünün çeşitli tanımları var. Şirketlerde zaman içinde yerleşen ve değiştirilmesi de belli bir süre alan kültür, paylaşılan inançlardan, kafalardaki kabul edilebilirlik şablonlarından, yaşanarak öğrenilen yazılı olmayan kurallardan oluşuyor. Bir başka tanımlamaya göre ise şirket kültürü “patron ortada yokken çalışanların ne yaptıklarıdır.”! Çalışan angajmanının yüksek olduğu, sistemlerin oturduğu, ve Şirket Değerlerinin kültürü yansıttığı bir organizasyonda işler Genel Müdür veya patronun müdahalesine gerek olmadan yürür, hatta daha iyi bile yürüyebilir.

KÜLTÜREL HAZIRLIKSIZLIK

Bu köşede yaklaşık iki yıl önce Dijital Dönüşüm başlıklı bir yazı yazdım. O yazıda vurguladığım önemli noktalardan biri şirketlerin dijital dönüşüm gibi bir harekete kalkışmadan önce inovatif bir İş Dönüşümü programı uygulamalarının daha doğru olacağı idi. Zira stratejiniz, iş modeliniz, liderlik yaklaşımlarınız ve kültürünüz doğru bir noktada değilse, bir dijital dönüşüm hareketi karışıklığı hızlandırmaktan başka bir işe yaramaz! Belki de bu nedenden, araştırmalara göre, dijital dönüşüm insiyatiflerinin %70’i amaçlarına ulaşamıyor. Şirketlerin her alanda adamakıllı bir dijital dönüşüme hazır olduğunu düşünmek yanlış.

Örneğin dijital dönüşüme uğrayan bir şirkette çeşitli fonksiyonları temsil eden “siloların” rolü yok, veya çok az. Bu da yönetimde yıkıcı bir değişiklik demek. Yönetimin rolü de eski öneminde değil. Karar verme sistemleri gelişmiş analitik algoritmalara dayanıyor. Müşteriler, tedarikçiler, çalışanlar, sistemler üzerinden bağlı. Makineler, mümkün olan yerlerde, insan gücünün yerine geçmiş durumda. Böyle bir senaryonun hayata geçirilme şansı olabilmesi için insan faktörü anahtar olmak zorunda. Aksi halde ortaya çıkabilecek direncin başarısızlığa neden olması riski var. Elbette bir şirket ne kadar dijitalleşirse dijitalleşsin yine de insan kritik bir rolde olacaktır.

Dijital dönüşüm denince akla geleneksel sektörlerdeki büyük şirketler geliyor. Google, Apple, Amazon, hatta IBM gibi “Dijital Doğmuş” şirketler için bir dijital dönüşüm geçerli değil. Ancak büyük yerleşik şirketlerin, bu şirketler ne yapıyorsa biz de tamamen aynısını yapalım demeleri de doğru değil. O kültürde geçerli olan şeyler başka yerde birebir çalışmayabilir. Aslında Amazon, Google gibi şirketler de kendi kültürlerinin iyi çalışmayan taraflarını keşfedip ayar çekiyorlar. Örneğin Amazon daha önce yüksek tansiyonlu ve çok rekabetçi bir iş ortamı iken şimdi işbirliğini öne çıkaran bir kültüre yöneldi. Google da tartışılan bazı uygulamalarını sürekli düzeltmeye çalışan bir şirket. Merak edenlerin “Google Sırları” adlı kitabı okumalarını öneririm.

ÖNCE İNOVATİF KÜLTÜR

Şirketlerin yapabileceği en büyük hatalardan biri, henüz inovatif değil geleneksel bir kültüre sahipken topyekün bir dijital dönüşüm hareketine kalkışmaları. Bunu yapmayın. Hatta dijital lafını hiç kullanmayın. Dijitalleşme kendi içinde bir amaç veya moda olduğu için yapılan bir şey olmamalı. Amaç şirketin iş sonuçlarını ve verimliliğini arttırmak olarak alınırsa doğru yol daha kolay bulunur. Vizyonu gözden kaçırmadan, şirketin mevcut durumu ile hedeflenen nokta arasını örmeye dönük adım adım bir yaklaşımı benimseyin. Hedefe ilerlerken de orijinal planınıza göre değişiklikler yapmaya hazır olun. Departmental projelerden kaçının. Silolar halinde yapılan dönüşüm girişimleri başarısızlığa mahkumdur. Özellikle konuyu bir BT insiyatifi olarak göstermeyin.

Bütün bunları yaparken kaliteli bir iletişim ve işbirliğinin ön planda olması gerekiyor. Çünkü burada organizasyonel değişime dönük bir girişimden bahsediyoruz. Öncelikle değişime neden ihtiyaç olduğunu ekibin anlaması önemli. Ara Yönetimde ve çalışanlarda benimseme sağlamanın yollarından biri onlara dönük ve hayatlarını kolaylaştıracak projelere öncelik vermek. Örneğin çalışanların nabzını tutacak ve onlara “ileri-bildirim” verecek bazı projeler, veya çalışanların kendi arasındaki iletişimi ve işbirliğini kolaylaştıracak sosyal teknolojiler içeren uygulamalar.

Dijitalleşme, adı konmasa da, birçok şirkette zaten adım adım olan bir şey. Bugün on yıl önceki gibi çalışmıyoruz. Gelişen teknolojileri kullanıyoruz, kullanacağız. Dijital dönüşüm bunları bir bütün olarak ele alıyor. Yalnız teknoloji ile ilgili değil, hatta teknoloji doğru bir başlangıç noktası da değil. İş faaliyetleri, süreçleri, modelleri, ortakları, varlıkları, müşteriler, çalışanları kapsıyor. Karar verme süreçlerini, bağlantıları, işi makinelere devretmeyi etkiliyor. Uç noktalara odaklanıyor. Kaçınılacak bir şey değil, ancak “haydi dönüşelim” diye kalkışılacak bir şey de değil. Gözde büyütmeye ve abartıya açık bir konu. Önemli olan geleneksel şirketlerde kültürel bir dönüşümün öncelik alması gerektiği.