Yaklaşık 2,6 milyar kişiye ulaşan kontrolsüz bir güç olarak kabul etmek gereken Facebook yeni parabirimi Libra’yı çıkarabilir mi? Libra bir ödeme aracı. Anımsatmak gerekirse Facebook Libra duyurusunu yapar yapmaz bütün merkez bankaları ile geleneksel değerlere sahip etkin ve saygın ekonomistlerin “olmaz” diye karşı çıkmaları gündemi oluşturdu. ABD başkanı bizzat, Çin, Kuzey Kore, İran ve Rusya gibi ülkelerde yaşanan anlık ve kronik gelişmelerle siyaset ve jeostratejik konular rol çalsa da Libra görülebilir gelecekte gündemin ta kendisi olmaya aday. MasterCard, Visa, finans kurumları, Lift, Spotify gibi popüler aplikasyonların Libra’ya destek vermesi, analize muhtaç detaylar. Avukat Burçak Ünsal mesleki çalışmalarını teknolojiyle birlikte hayatımıza giren gelişmelerin yarattığı hukuksal etkilerine yoğunlaştırıyor. Finansçılar Libra’nın L’si gündeme gelir gelmez çokça konuştular ve daha çok konuşacaklar. Siyasetçiler beklemede… Hukukçu gözüyle bakmak nasıl olur diye düşünmekten alamadım kendimi. Bakın nasıl sorular döküldü ortaya:

Bitcoin’de olduğu gibi “sonlu” mu yoksa “sonsuz” mu olacak? Amerikan Dolarına karşı bir paritesi – değişim bedeli olacak mı? Nasıl alınacak? İkinci pazarı olacak mı? Libra alışverişi nerede yapılacak değeri neye göre belirlenecek? Yatırım aracı olarak kullanılabilecek mi? Daha sonra değer kazanacak mı? Vergilendirmesi nasıl olacak? Gümrüğü nasıl olacak? Kaldı ki, Facebook’ta sadece bireyler değil gruplar da var, şirket sayfaları da var, onlar da bu sisteme katılacak mı, sistem nasıl kurulacak?

Teknolojiyle var olan tüm sınırlarımız ve koruma kalkanlarımız birer birer kalktıkça korku senaryosunda seyahatte olduğumuzu düşünüyorum. Bu nedenle olmayacağını bilsem de, seçeneğim olsa tercih etmeyeceğimi bilsem de, neredeyse fabrika ayarlarına döneyim diyesim var… Parayı elimle vereyim, dijital hiçbir şey kullanmayayım, yüz yüze konuşayım denecek bir nokta! Tabii bu işin fantezisi. Libra özelinde ve temsil ettiği kripto para ve onunda üzerinde hareket kabiliyeti bulduğu blockchain teknolojisini toparlamak mümkün değil. Bu röportajla iyi bir deneme yaptık. Yararlanacağınızı umuyorum.

Burçak Ünsal söyleşimi ayrıca youtube kanalından izlemenizi öneriyorum.

Burçak bey sundğunuz hukuk danışmanlığınızın Libra-Blockchain gibi teknoloji ürünleriyle ilgisi nedir?

Biliyorsunuz artık hepimiz hayatlarımızı dijital olarak yaşıyoruz. O yüzden teknoloji, medya ve telekomünikasyon hukuku yapıyoruz demek bence çok doğru değil. Fakat teknoloji, medya ve telekomünikasyondaki gelişmeler, bunlara bağlı araçlar, aygıt ve faaliyetlerle yaşadığımız günlük sosyal, ticari hayatlarımız ile devletle ilişkilerimiz ve temel haklarımız ki, evlenme boşanmaya kadar dijital yöntemlerle yaşadığımız hayatlarımızda ortaya çıkan yeni meselelere hukuki çözümler ortaya koyuyor, mevzuatın ne yönde değişmesi gerektiği konusunda literatüre katkı sağlamaya çalışıyoruz.

Yerel mevzuatla birbirinden değişik konular arasında köprü kurmak nasıl mümkün olacak?

Kolay değil ama gayret ediyoruz. Dünyanın birçok önemli ülkesinde Blockchain ile crypto currency konularıyla ilgili ciddi yasal faaliyetler yapılmaya başlandı.

Türkiye?

Türkiye’de ne yazık ki böyle bir yasal faaliyet, mevzuat faaliyeti yok. Fakat SPK’nın verdiği bir ilke kararı var. SPK’nın verdiği ilke kararına göre “crypto currency” veya “token” yaratan işlemlere tamamen karşı değiliz fakat bunu “crowd-funding” (toplu fonlama) veya hisse senetleri yerine kullanıp da ticari hayatı ve sermaye piyasalarını tehlikeye atan faaliyetler olursa takibatını yaparız anlamındaydı. Bu bakımdan bence SPK’nın olumlu bir yaklaşımı var.

Nerede başlayıp nerede bittiği belli değil mi?

Ortada mevzuat olmadığı için ne yazık ki belli değil. Fakat dünyada bazı ülkeler var ki, mesela token çıkartmak için yani “crypto currency” arzı yapmak için mutlaka aracı yani dijital finansal değer ajanı veya temsilcisi istiyor. Mesela Malta bunlardan bir tanesi. “Virtual financial asset agent” deniyor bunlara.

Örnek vermek gerekirse?

Nasıl ki, bir banka kurarken yönetim kurulu üyelerinizin belli özelliklerde olması, sermaye yeterliliğine sahip olmanız ve görevlerinizi ihmal etmeniz halinde belli cezai yükümlülükleriniz bulunuyorsa, mevzuat “ben seni dijital finansal değer temsilcisi yaparım fakat sorumluluklarını belirlerim” diyor, örneğin sermaye yeterliliğin şu kadar olacak, şu kadar sigorta yaptıracaksın, belirlediğim detayların arkasında duracaksın.

Taahhütleri tanımlıyor…

Evet. SPK’nın amacı sermaye piyasalarını, ticari faaliyetin sıhhatini, vatandaşı korumaktır. Mesela İsviçre, Almanya, Malta ve Amerika’nın belli eyaletleri bu tip mevzuatlar çıkartarak lisanslama yapıyorlar. Gerek “crypto currency” çıkartacak şirketler, gerekse bu şirketlerin kendi ülkeleri dışındaki şirketler olması halinde o ülkelerde bunları piyasaya sürebilmeleri açılarından mevzuatı ortaya koyuyorlar, takibi yapıyorlar. Türkiye’de şu ana kadar bu detayda bir çalışma ne yazık ki henüz yapılmadı. Fakat SPK’nın yakından takip ettiğini biliyoruz ve verdiği ilke kararı da aslında olmasını istediğimiz yönde olduğundan en azından ben kendi değerlendirmem olarak paylaşabilirim.

Hayatımıza kripto para beraberinde Blockchain girdikten sonra tartışma başladı, kripto para güvenilmez, iyi değildir ama Blockchain’i severiz, iyidir diye. Blockchain ve kripto para birbirinden ayrı mı?

Birbirinden ayrı fakat çoğu zaman birbiri ile bir arada. 2009’da Bitcoin ki bir crypto currency’dir Blockchain teknolojisi üzerinde yaratılmış bir sistem.

Blockchain kripto para için mi yaratıldı?

Evet. Blockchain dediğimiz şey merkezi otoriteyi, aracıları, tek bir noter gibi, tek bir validasyon merkezini filan bunların hepsini ortadan kaldıran, belli bir sisteme üye olan herkesin, içinde olan herkesin kendi bilgisayarlarında, kendi sistemlerinde ayrı ayrı anlık olarak bütün muamelelere şehadet edebildiği, gözlemleyebildiği, görebildiği ve bunu kendi sistemlerinde kaydedebildiği, her bir işlem kendi başına bir zaman damgasıyla teyitli ve bütün işlemler birbirine bu zaman damgalarına atıfta bulunarak zincir şeklinde bir silsile olarak takip ettiği bir dağıtılmış gayri merkezi bir dijital kayıt sistemidir.

Sıradan basit bir soru: hacklenemez bir sistem değil mi?

Evet. Aynen. 2009’da Nakamoto Satoshi denen kişinin ürettiği ana kadar takip edilebilir. İlk yapılan Bitcoin işlemine kadar biz bugün herhangi bir muameleden “Genesis Event” dediğimiz ilk oluşma dediğimiz yere kadar geriye dönük takip edebiliyoruz.

Şu anda tedavülde olan Bitcoin miktarını ve ne kadarlık bir değer olduğunu bilebiliyor muyuz?

Bu sürekli olarak değişiyor. Bunun pariteleri var.Milyarlarca dolar. Bir sınırı var.Adet ile.Her seferinde yeni bir Bitcoin üretmek yani “mining” dediğimiz (altın madenciliğinden atıfla mining deniyor) yeni Bitcoinleri ortaya çıkartmak gitgide daha da zorlaşıyor. Hem bilgi sayım kabiliyeti bakımından zorlaşıyor, hem de o bilgi sayım kabiliyetlerine ulaşmak için yapılacak yatırım maliyeti, gitgide de zorlaşan bir üretim biçimi var.

Bitcoin’e rakip birimler ya da sistemler çıkmasına karşın Blockchain adeta kucaklandı… kısaca nedenini anlatır mısınız? Sistemde kimler var? Türkiye neden yok?

Blockchain özellikle gayri merkezi olması, hiçbir kurumun örneğin bir merkezi otoritenin, bir merkez bankasının veya FED’in veya bir ekonomi bakanının iki dudağı arasında bir konu olmaması, hiçbir noter, hiçbir devlet tarafından validasyona ihtiyacı olmaması, hack’lenememesi, takip edilebilmesi gibi birçok sebeple güzel bir alternatif sunuyor. Bu sunduğu alternatifler özellikle bankacılık, finans, sağlık, veri koruma, savunma sanayi, enerji, gayrimenkul gibi birçok sektörde işleri kolaylaştırıyor ve aslında mevcut birçok mevzuata uyum bakımından da avantaj teşkil ediyor. Bu sebeple Blockchain teknolojilerini geliştirmek isteyen çok ciddi teknoloji şirketleri var. Bunların en başında IBM geliyor.

Konumuz değil ama IBM’in ne kadar ilginç bir kurum olduğunu ifade etmeden geçemeyeceğim. Bu kaçıncı evrilişi acaba? Bilgisayar üretiminden küresel sistem üretimine…

Şu anda IBM, quantum computer üretiyor ve son 3 yılda 5 Qbit olan quantum computing bilgi sayım gücünü 20 Qbit’e çıkardı. Bundan 50-60 yıl önce oda büyüklüğünde bilgisayar koyan IBM, bugün “binary computing” sistemden quantum computing sisteme geçişte bir numara. Ve aynı IBM şu anda dünyada en fazla Blockchain patent başvuruları yapan şirket.

Diğerleri?

İlk 10 içindeki 9 Amerikan şirketi. Birinci IBM, ikinci Intel, üçüncü Bank of America, dikkatinizi çekerim bir banka olmasına rağmen normal banka görevlerini yaparken aynı zamanda bir teknoloji geliştirici olarak Blockchain teknoloji geliştirip, ayrıca da patent ailesi dediğimiz dünyanın birden fazla ülkesinde geçerli olacak şekilde patent başvuruları yapıyor. “Patent family” dediğimiz şey birden fazla ülkede yapılır. Bunun yanı sıra mesela British Telecom var. MasterCard, Visa finans sektöründen.

MasterCard ve Visa birbirleriyle kıyasıya rekabetin ötesinde, geleneksel bankacılık sistemiyle rekabetteler değil mi?

Geleneksel bankacılık ödeme sistemleri; kredi ve kredi kartı sistemleri. Onlar bu konuda hâkimiyetlerini korur ve birbirleriyle rekabet ederken aynı zamanda Ripple “hybrid crypto currency”ler gibi müşterinin bankalar veya finans sektöründen kurumlar olan yerlere de yatırım yapıp, kendi teknolojilerini de geliştiriyorlar. Blockchain kullanabilmek için bir piyasaya crypto currency sürmenize de gerek yok. Mesela bir enerji şirketi olarak emtia değişimi yapabilirsiniz, kendi enerji çıktınızı takip edebilirsiniz, ne kadarının dağıtıldığını görebilirsiniz. Sınırsız bir kullanım alanı var.

Toparlayacak olursak, Blockchain sisteminde ülke ekonomileri kadar büyük ekonomik ölçeğe sahip olan firmalar var.

Bu arada bunların hepsi de birbirine rakipler.

Zaman zaman hayal gücümü çok zorluyor açıkçası.

Mesela Ali Baba. Çin. 2018’de IBM’den daha fazla başvuru yaptı. Biz Ali Baba’yı bir toptancı, internet e-commerce şirketi olarak biliyoruz. Ama hem yatırım şirketleri var hem de teknoloji geliştirme ayakları var.

Facebook sizce bir para birimi çıkarabilir mi?

Bence çıkarabilir ama söylendiği kadar kolay ve tartışıldığı kadar geniş bir şey olmasını beklemiyorum. Kendi beyanatlarına göre “global currency” yapacağız diyorlar. Dünya üzerinde banka hesabı veya bankacılık hizmetlerine erişimi olmayan 1,5 milyar insan bu sayede finansal işlem yapabilecek diyorlar.Müthiş bir şey. Kulağa hoş geliyor ama global para transferi nasıl yapılacak? finansal işlemler mi yapacaksın? hizmet ve mal mı alacaksın? Kim, kimler bu paradan ne kadar alabilecek? ben sadece Facebook içerisinde bir kullanıcıyım, siz de öyle, şimdi sizin alabileceğiniz ile Bill Gates’in veya Zuckerberg’in alabileceği adet eşit mi olacak? Belli değil.Biliyorsunuz artık dijital finansal güç, algoritmalar marifetiyle çıkartılıyor. Mesela LinkedIn üzerinden arkadaşınız kim, ne seviyelerde arkadaşlığınız var veya Amazon üzerinden aylık yaptığınız alımlar ne kadar gibi kriterlere mi bakacaklar….

Bu, Çin’in kendi vatandaşlarını izlemesi gibi bir şey.

Evet, tabii. Sizin kredibiliteniz ne? Biz size ne kadar kredi tanımlayabileceğiz? Alım gücünüz ne? Size hangi ürünün reklamını çıkartalım?

Böyle baktığınızda çok tuhaf, tehlikeli, adil değil.

Tehlikeli görünen bir diğer tarafı da bunun ortakları var. Bunu Facebook tek başına yapmıyor. Ortakları Spotify, WhatsApp ki, Facebook’un bu işin dağıtımı için kullanılacağı söyleniyor, Instagram, biliyorsunuz tek tıkla alışverişi sağlıyor, E-bay, PayPal ortaklar arasında. Şimdi bu aynı zamanda rekabet hukuku açısından da çok ciddi sorunlar yaratıyor.

Dünyada 5 tane büyük şirket, 5 yılda belki 500’den fazla startup’I gün yüzü görmeden, satın almak suretiyle önlerini kesiyor (bunu söylerken yorumu dinleyiciye bırakıyorum ama satın aldığı bir gerçek.) Unutmayalım ki bu teknolojilere kendi teknolojileri pazarlama bekletişine de sahipler.

Tabii bu adil bir sistem değil. Girişimci küçücük imkânlarıyla büyük fikirlerini bir an önce piyasaya sunmak istiyor.

Facebook 40 milyar USD rekabet hukukundan Avrupa Birliği’nde ceza yedi. Amerika’da bazı senatörler bölünmesi gerektiğinden bahsediyor. Ama Amerika’daki rekabet hukuku Avrupa’dakinden biraz daha farklı olduğu için şu anda bu yönde bir adım atılmadı. Şu anda ciddi görüşmeler var.

Sizin kişisel fikriniz nedir? Libra gibi bir şeyden kaçmak mümkün mü?

Bence kaçmamıza gerek yok, kaçmamız mümkün de değil. Hatta olması iyi olur. Fakat bir tek dikkat çekmek istediğim şey şu, söylendiği kadar kolay olmaz. Çünkü o bir ödeme aracı olacaksa bunun her ülkede kendi mevzuatı var.

İngiltere enteresan bir açıklama yaptı Libra karşısında; gözümüzü açtık ama gönlümüzü açmıyoruz gibi… Avrupa Birliği üyesi pek çok ülke aynı şekilde. Bizden ise herhangi bir ses çıkmadı. Biz siyasete odaklıyız.

Facebook, Amerika’da borsaya kote bir şirket olduğu için bu gibi tüm girişimlerini çok çok detaylı bir şekilde belirtmesi lazım çünkü bu doğrudan doğruya hisse değerleri yani yatırımcının refahı ile alakalı bir şey. İkinci konu, ödeme sistemlerinde, dijital para, elektronik para sistemlerinde ödeme yerine kullanılacak emtialarda ayrı mevzuatlar var. Bunları kim kullanıyor? Kullanılan paralar nereden geliyor? Parite neye göre hesaplanacak? Bitcoin’de olduğu gibi sonlu mu olacak sonsuz mu olacak? Amerikan Dolarına karşı bir paritesi bir değişim bedeli olacak mı? Nasıl alınacak? İkinci pazarı olacak mı? Diyelim ki, benim 100 tane Libram var, sizin 50 tane Libranız var. Siz 75 olsun istiyorsunuz. Ben de size 25’imi satabilirim. Bu nerede yapılacak? Bunun değeri neye göre belirlenecek? Yatırım aracı olarak kullanılabilecek mi? Daha sonra değer kazanacak mı? Çünkü değer kazanacaksa bugün aldığımız Libra bundan bir yıl sonra daha yüksek bir değerde olabilir. İşte bütün bu bir nefeste sayabileceğimiz birçok mesele. Vergilendirmesi nasıl olacak? Gümrüğü nasıl olacak? Türkiye’de bulunan bir vatandaş Libra kullanarak bir şey satın aldı, yurt dışından geliyor, gümrükten geçerken beyan edilecek olan TL fiyatı neye göre belirlenecek? Bu gibi pratikten kaynaklı birçok mevzuata değiyor… Şunu da söyleyeyim Facebook’ta sadece bireyler değil gruplar var, şirket sayfaları var, onlarda nasıl olacak?

Kısaca anladığım finans sistemi, özelinde bankacılığın değişeceği. Bankalar kaybolmasalar da şekil değiştirecekleri ortada.

Yüzde yüz.

Facebook olması bana hem çok akılcı geliyor hem de çok tehlikeli. Çok ciddi bir güvenlik problemi var. Ne düşünüyorsunuz?

Özellikle Cambridge Analytica skandalından sonra Mark Zuckerberg’in, mahremiyete, veri korumaya dair çok daha dramatik adımlar atacağız şeklinde taahhütleri var.

Unutulabilir gibi bir şey değil.

Ne yazık ki. Benim düşündüğüm Blockchain teknolojilerinin kullanılıyor olması belki bu dediği “privacy by design” yani daha tasarımdan kaynaklı mahremiyet bakımından doğru bir anahtar kelime teşkil ediyor. Finansal hizmetler müşterini tanı “know your clients” yükümlülükleri, (kara para aklama ve terör finansmanı gibi global yükümlülükler sebebiyle) belli oranda şeffaf olmak ve hükümetler talep ettiğinde açıklama yapmak zorunda. Diyelim ülkemizde MASAK takibi sonucunda finansal usulsüzlük veya terör finansmanı durumuyla karşılaşıldı ve ilgili mahkeme Facebook’a ilgili verileri bana ver dedi. Bakalım Facebook bunu verecek mi? Türkiye örneğini geçelim, Afganistan talep etti, onlara verecek mi? Suudi Arabistan talep etti, onlara verecek mi? Kuzey Kore, Güney Kore…. Yani her mevzuatın, her ülkenin kendine göre hassasiyetleri var, kendine göre durumları var. Ben Facebook’un bu yaptığı veya beyan ettiği hiçbir şeye karşı değilim, itirazım yok. Ama ben aynı anda anlatıldığı şekilde her yerde hayata geçebileceğine bu pratik sebeplerle herkesin takdir edebileceğine ihtimal vermiyorum. Belki bir pilot ülke ve pilot muameleler biçimleri tespit edilir, onlar üzerinden başlar.