Mobilitenin geleceğini insan odaklı şehirler belirleyecek.”

Otomobil, sosyal ve ekonomik etkileri çok güçlü bir inovasyon olarak 1886’da Karl Benz tarafından icat edildi. Otomobil yıllar içinde birçok teknolojik yeniliğin de uygulama alanı oldu. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi kendi otomobil markaları olup olmadığıyla ölçüldü. Otomobil ve türevleri ekonomik ve sosyal gelişmenin motorunu oluşturdu.

Otomobilin getirdiği iyilikler dışında çeşitli olumsuzluklar da var. Bunların başında ölümlü kazalar, hava kirliliği, ve trafik sıkışıklığı geliyor. Büyük şehirlerin sürekli artan araç sayısını taşıma imkanı yok. Nitekim bugün üzerinde çalışılan inovasyonların birçoğu bu ve bunun gibi diğer sıkıntıları aşmaya yönelik. Gelişen teknolojiler ile mümkün hale gelen insan ve yük taşıma araçları çığır açıcı nitelikte. Konunun bir de toplumsal ihtiyaç ve taleplerle gelişen tarafı var. Bütün bu trendlerin kesişme noktasında ortaya çıkan araç tipi, Elektrikli, Dijital olarak Bağlı, Otonom, ve Paylaşımlı bir yapıda.

ELEKTRİKLİ ARAÇ DÖNEMİ

Bunlardan elektrikli araç, bugün yaygınlaşma aşamasına gelmiş bir gerçeklik. Önündeki önemli engeller ise batarya teknolojisine bağlı olan menzil, ve benzinli araçlara göre $10.000 daha maliyetli olması. Yerleşik otomobil üreticilerinin 2025’e kadar 300 yeni elektrikli araç çıkarmaları bekleniyor. Bunlardan bazıları mevcut platformlar üzerine tasarlanıyor. Elektrikli araç için yeni bir platform yatırımı $1 milyarı bulabiliyor ancak esneklik ve %25 daha geniş batarya alanı avantajı var. 2030’a kadar dünya batarya talebinin bugünün 14 katına çıkması bekleniyor. Bataryalar bir çevre sorunu mudur derseniz, cevabı evet. Bir de benzin alır gibi hızlı bir dolum mümkün değil. Alternatif olarak çıkan hidrojen yakıt hücreli araçlar da var. Bunlar hızlı doluyor, verimli ve temiz. Ancak hidrojen üretimi henüz ekonomik değil.

Uzun süredir gündemde olan ciddi bir mobilite inovasyonu da otonom yani kendini süren araçlar. En büyük teknolojik, sosyal, ekonomik etki de burada. Trafikle uğraşmak yerine birşey okuyabilirsiniz. Yaşlı büyüklerinizi otonom bir araç yönlendirip aldırabilirsiniz. Bu araçların paylaşımlı olması elbette en akla yakını. Bu, trafik sıkışıklığını ciddi şekilde azaltır; araçlar sürekli hareket halinde olacağı için park yeri ihtiyacını neredeyse yok eder. Araç sahipliği de azalacağı için bugünün otomobil üreticilerinin, iş modellerini baştan düşünmeleri gerekir. Sigorta şirketlerinin araç sigorta geliri çok azalır. Araç vergi gelirleri düşer. Otonom otomobiller yavaş ilerleyen bir teknoloji. Hukuk, etik, teknolojik konularda çok sayıda soru işareti var. Bir merak konusu da insanların şoförsüz bir araca binip binmeyeceği. ABD’de yapılan bir araştırmada katılanların %71’i “binmeye korkarım” demiş. Otonom otomobiller başlangıçta sınırlı bölgelerde başlayacağa benziyor. Bir de ticari otonom araçlar var. Bunların içinde otoyolda giden kamyonlar ve bölgesel dağıtım araçları yer alıyor. Bunlarla ilgili geliştirme hız kesmeden devam ediyor.

PANDEMİNİN ETKİSİ

Özellikle pandemi ile birlikte mobilite taleplerinde ve mobilitenin geleceğine dönük beklentilerde değişiklikler oldu. İnsan hareketlerinin evrimine bakarsak, önce bir şehire göç yaşandı. Daha sonra şehir merkezlerinde oturmak pahalı ve sıkıntılı olduğu için şehir çevresinde oturup iş için merkeze gidip gelmeler başladı. Pandemi ile birlikte yeni trend, üretim işleri hariç, birçok kişinin olduğu yerden çalışması. Bu da insan hareketini azaltan bir unsur. E-Ticaret ve Eve Teslim talebinde ise patlama oldu. Ticari mal hareketliliği arttı. Ekonomik durumu elverişli olanlar, toplu taşımayı bırakıp kendi araçlarını kullanmaya başladılar. Özel araç talebi arttı. Geçen yıla kadar dünyada önemli bir büyüme eğrisi çizen paylaşımlı insan taşımacılığı da COVID’den nasibini aldı, ve %60-70 azaldı. Alınan ciddi önlemlerle burada büyümenin toparlanması beklenebilir.

Bireysel taşıma, hem Türkiye’de hem dünyada artma eğiliminde. Bunun bir parçası da mikromobilite. Mikromobilite araçları bisikletler, elektrikli bisikletler, elektrikli scooter’lar, mopedler, ve benzerleri. Bunların kullanımına dönük talep de artmış durumda. Bu araçların mobilitenin geleceğinde de önemli bir yeri olacak. ABD, Avrupa, ve Çin toplam mikromobilite pazarının 2030’da $300-500 milyar arasında olması bekleniyor. Mikromobilitenin gelecekte evden toplu taşımaya veya tersine bir son/ilk kilometre besleme aracı olarak sistem içinde kullanılması planlanıyor.

Otomobil cephesinde bir başka trend dijital olarak bağlı araçlar. Akıllı araçlar, kullanıcı deneyimi tasarımı, veri analizi bunun bir parçası. Artık aracınız sizi tanıyacak ve herşeyi size göre ayarlayacak. Akıllı araçların akıllı şehirler ile de bir bağlantısı var. Mobilitenin geleceğinde çok önemli bir unsur da şehirlerde insan ve mal hareketlerinin toplu olarak sistem düzeyinde dijital yönetimi ve bütünsel, çok araçlı, insan odaklı bir mobilite yönetim modelinin kullanılması.

Ali Özgenç
ali@algoritmaconsulting.com