Mümkün

 

Bildiğiniz gibi tıp devrim niteliğinde değişim yaşıyor, genetik hayatımızı yerinden sarsıyor. Gen taraması yapsak çıkar mı bilmiyorum, bizde “motivasyon” geninin eksik olduğunu görebiliyorum. Genel olarak toplumun her kesiminde… Bu nedenle içimizdeki güzel örnekleri paylaşarak pozitif enerji virüsü yaymamız gerekiyor. Her gün “Mümkün” diyebilmek için.

 

Doktor Gülay Özgön. Tıp doktoru-girişimci; Genetik Tanı Merkezi Kurucusu. İşinin özü, genetik tarama… Örneğin anne kanından bebeğin DNA’sına ulaşarak sağlığıyla ilgili yorum yapabiliyor. Embriyo aşamasında yaptığı testler sayesinde bebekte genetik hastalık varsa elimine edebiliyor ya da sağlıklı olan embriyoyu seçebiliyor. Türkiye’de en sık rastlanan 130 hastalığı, mutasyonlarını ve taşıyıcılık taramasını gerçekleştirebiliyor. Kolonoskopi yerine kan testiyle evre 1 kanseri bile teşhis edebiliyor. 34 genlik bir panelde ailesel yatkınlık ölçülüyor. Şimdilik bunlar…

 

Gelelim Dr. Özgön ve çalışmalarının detayına; “Sağlık sektöründe değişim nereye götürüyor?” diye sordum. “Aslında Türkiye sağlık çözümlerinde oldukça ileride. Buna karşın doktorlarımız genetik uygulamaları pek bilmiyor. Hala klasik metotlardayız, ön yargımız var. Likit biyopsi dediğimiz uygulama başlıyor. Kanda dolaşan kanser hücresinde mutasyona bakarak tanı koymaktan söz ediyoruz. Hastanın akciğerinde bir kitle olsa, akciğer kitlesinden biyopsi yaptırmak zorunda değil. Kan veriyor, 110 genin mutasyonuna bakılarak kitle hakkında bir hafta 10 gün içinde sonuç alabiliyoruz” diye cevapladı. Sevindirici kısmı mutasyonu tanımladıktan sonra biyoteknoloji sayesinde ilaç firmaları özel ilaç üretebiliyor, böylece hasta gereksiz kemoterapi görmüyor.

 

Gelecekteki tıp

Bunun adı kişisel tıp diyorum. “Aynen öyle” diye söze başlıyor Özgön: “Örneğin ikimize de aynı kanser tanısı konmuş olsa, patoloji raporları aynı olsa, genetik olarak baktığımızda, alacağımız ilaçlar, birbirinden farklı olacak. Mutasyon farklılıklarından ötürü hastalığın seyri değişiyor. Genetik bilimi gelecekteki tıp. “gene- editing” (gen düzeltme) metoduyla, o mutasyonu tamir ederek tamamen tedavi edebiliyoruz. İlaç kullanılmadan yapılan bir şey.”

Dr. Özgön’e göre 100 yaş hayal değil, mümkün!

 

“Kaderimiz buymuş”

Türkiye’de yüzde 30-35 oranında akraba evliliği olduğunu biliyor muydunuz?… Bu yüzden enzim eksiklikleriyle doğan, pek çok disformik çocuğumuz var. Bilinçli anne baba adayları test yaptırıyor. Ne yazık ki sayıları istenen kadar değil. Toplumun kültürel yapısı kadere bırakmak. İşin kötüsü, “dede ortak” evlilikler de, birinci derece kuzen, teyze oğlu, amca kızıyla evlenmek kadar yaygın fakat kendilerini akraba saymıyor tehlikeleri teyet geçiyorlar. Oysa bu şekilde çiftlerden herhangi birinde var olan gen kuvvetle ilerleyebiliyor. Türkiye gen haritası pek parlak değil anlayacağınız.

 

Dr. Özgön, akraba, aşiret, etnik köken evlilikleri dolayısıyla nadir hastalıkların çok fazla, olduğunu teyid ediyor. Batı’nın, Türk ya da Orta Doğu genomuna ilgi gösterme nedeni de bu. Gen taramalarında kendi elimizle datamızı yurt dışına veriyoruz. Türkiye’de test yaptırmak mümkün olsa da sağlık kuruluşlarının kan örneklerini yurt dışına göndermeyi tercih ediyor. Data olmayınca teknoloji ilerlemiyor. Bu alanda önemli bir boşluk var; her şey mümkün…

 

(Söyleşinin tümünü youtube kanalımda izleyebilirsiniz.)