Türkiye’de Girişimci -Yatırımcı İletişimi

 

Girişimcilerle yatırımcıların birbirinden beklentileri konusunda, pek çok eğitim, toplantı ve yazıya ulaşabildiğimiz bir zaman diliminden geçmekteyiz. Buna rağmen, finansa erişim konusunda, mutsuz girişimcilerin çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Melek Yatırımcı tarafından da durum pek iç açıcı değil, yatırım yapılabilir girişim ve girişimci, sıkıntısı çekiliyor. Bu durum bize, uzlaşma sağlanabilmesi için, bir şeyler yapılması gerektiğini gösteriyor. Üç ortak paydayı irdelersek, kapıyı aralamış olabiliriz, sırasıyla, sermaye, kanuni düzenlemeler ve eğitim.

 

Girişim Sermayesi ve Melek Yatırımlar

Ülkemizde girişimcinin yenilik içeren, dolayısı ile riskli olan girişimi için, ilk sermayesini, aile ve çevresinden elde etme şansı çok düşüktür. Bu açığı kapatmak üzere devlet destekleri, KOSGEB ve TÜBİTAK fonları devreye konmuştur. Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler aracılığı ile verilen hibeler ve özel kurum ve kuruluşların ödülleri bu ihtiyaca cevap vermeye çalışmaktadır. Kısaca, girişimci için, fazla sayıda ve çeşitli finans imkanları var.

 

Girişimcinin, bu fonlardan yararlanabilmesi için, her bir fonun kullanım şartlarını öğrenilmesi gerekmektedir. Programlara uygun proje yazılması ve proje takvimine uyulması gerekmektedir. İçinde bulunulan hızlı ve zorlu rekabet ortamında bu süreçler bazen, projenin önüne geçebilmekte ve farklı koşullarda fonlar alınmış olsa bile başarının yakalanmama ihtimali olmaktadır.

Girişimcinin önünü açmak ve daha dinamik bir ortam yaratmak üzere Melek Yatırım ağları devreye konmuştur. Bu aracının işlerlik kazanması ve beklenen dinamizme ulaşması işin girişimci ve yatırımcı tarafındaki beklentileri yeniden gözden geçirmek ve tartışmak gerekmektedir.

 

Bir girişimci için sermaye hayati önemdedir ve doğru zamanda ulaşılmalıdır. Yukarıda sözünü ettiğimiz çok çeşitli hibe ve fonların peşinde koşmaktan ve uygulamadaki bürokrasiden bunalan girişimci için, Melek Yatırım sermayesi, biraz da isminin melek oluşu nedeniyle çok cazip görünmektedir. Ancak bu noktada birçok tartışmalı alan vardır, iyi anlaşılıp doğru yönetilemezse, sıkıntılar ortaya çıkar. Sıralayacak olursak; kanuni düzenlemeler, ortaklık yapısı, melek yatırımcı tanımı, girişimci-startup tanımı, karşılıklı beklentiler gibi.

 

Ortaklık Yapısı ve Kanuni Düzenlemeler

Yürürlükteki mevzuata göre bir girişime destek alınabilmesi için, öncelikle, şirketleşmek ve şirketi A.Ş. olarak kurmak zorunludur. Oysa ki girişimcinin şirket kuruluşundan önce, bilgilenmesi ve çözmesi gereken pek çok konu ve detay var: Fikrin ürünleşebilmesi için ön araştırmalar, ön tasarımlar, potansiyel müşteriler, rekabet durumu, fikri mülkiyetin korunma yöntemleri, ekip oluşturulması ve uygun çalışma alanının bulunması, sermaye miktarı tahmininin yapılması, sunum hazırlanması gibi. Bu ön çalışmaları yapamadan bir şirket kurmak, önceliği şirket kurmaya vermek zorunda oluş, girişimcinin yatırımcı önüne hazırlıksız çıkmasına dolayısı ile sermayeye ulaşmakta zorlanmasına neden olmaktadır. Yatırımcı tarafına baktığımızda ise, yenilik içermesi nedeniyle, zaten riskli olan bu yatırım türü, daha da riskli görünmektedir. Böyle bir yeni şirkete, risk sermayesi ile, 2-3 yıl süre için, geçici ortaklık yapması istenen Melek Yatırımcı, birden bire, Ticaret Kanunu kurallarının tanımladığı sorumlulukları üstlenecek klasik bir ortak olmak zorunda bırakılmaktadır. Melek yatırımcı ortak olarak, bilgi almak ve şirketin denetiminin sonuçlarını takip etmesi yeterli olmayacak iken, iş süreçlerinin fiilen içinde olmadığı bir şirketin, denetlenmesinden sorumlu hale gelmektedir. Melek Yatırımcı, sadece yatıracağı parayı riske edecekken, uygulamada, bilinmezler içindeki bir şirketin sermaye ortağı olma zorunda bırakılmaktadır.

 

Bu durum da yatırımcı girişimci ilişkileri güvensiz ve gergin bir ortamda başlamakta ve gecikerek yapılabilmektedir. Bu konuda, Girişimci ve Melek Yatırımcı dışında, kanun koyuculara görev düşmektedir. Melek Yatırım yapıldığında, yatırımcıya geçici yatırımcı ortaklık statüsü verilmesi gerekir. Böylece fon akışı, ortak olma ve ortaklıktan çıkma kolaylaştırılıp sermaye akışı hızlandırılabilir. Yatırımcının şirket yönetimi ile ilgili sorumlulukları da gerçekçi bir çerçeveye kavuşturulmuş olur.

 

Girişimin ticari faaliyete geçinceye kadarki sürede çalışmaları özel bir düzenleme ile yürütülebilir.  Belli aşamalar geçildikten sonra AŞ. Konumunda şirketleşmeye geçilir. Bu düzenlemeler taraflara güven ve hızlı hareket etme fırsatı verir. Yatırımcı girişimci anlaşmazlıklarının pek çoğu bu sayede ortadan kalkacaktır.

 

Girişimcilik Eğitimi

Sistemli temel girişimcilik eğitimi geleneğimizin olmayışı, girişimcilerin el yordamı ile ilerlenmesine neden olunmaktadır. Burada iki konu çok öne çıkmaktadır. Birincisi, fikirlerin ürüne çevrilmesi, ikincisi, işletme yapısının kurulması.

 

Bir girişimci için bir fikri yakalamış olmak çok önemlidir. Ancak, milyarlarca insanın yaşadığı dünyamızda, globalleşmenin getirdiği bilgiye kolay ulaşma imkânı sonucu, benzer fikirler pek çok insan tarafından, aynı süreçlerde yakalanabilmektedir. Fikrin ürünleştirilmesi ve pazara ulaştırılması ise çok katmanlı çalışmalar yapılmasını gerektirir. Bunun da yöntemlerinin öğrenilmesi gerekir.

Bir ürünün ticarileştirilmesi pek çok disiplinin bir arada çalışması ile sağlanabilir. Girişimcinin çok disiplinli bir ekibi kurup yönetebilmesi de girişimcilik eğitimi ile elde edilebilir.

 

Yatırımcıya sağlam bir ürün ve işletme yapısını, doğru bir iş planı ile sunabilmek, işin görünen kısmı olacaktır. Tüm bu bilgiler, elbette yap bozla da elde edilebilir, ancak yatırım alabilme ortamına büyük zararlar verir. Ülkemizdeki gidiş da bu yöndedir.

 

Üniversitelerimizde Teknoloji Transfer Ofisleri eliyle verilen pek çok eğitim ve çeşitli kurumların kurduğu kuluçka merkezleri bu açığımızı kapatmaya çalışmaktalar, ancak düzenli bir okul eğitimi yerine kurslara giderek eğitim alma arasındaki fark her açıdan ortadadır. Diğer bir eksiklik de bizim eğitim sistemimizde uygulamalı staj eksikliğidir. İş ortamlarından uzak tutulmuş bireylerin birden bire dünya ile rekabet edebilir işletmeler kurmasını beklemek tüm taraflara haksızlık olur.

 

Girişimci yanında Melek Yatırımcılara da eğitim verilmesi gerekir. Çeşitli iş tecrübelerine sahip yatırımcıların, kendi alanları dışındaki konuları gözden geçirerek, girişimci projelerini çok yönlü değerlendirme yaklaşımını kazanmaları faydalı olur. Yatırım ortamlarında pek çok yatırımcı sunumları birlikte izleyip fikirlerini ortaya koyabilmekteler. Bu da ortak kararla topluca yatırım fırsatı vermektedir, çok yönlülük böylece sağlanabiliyor. Ancak sistematik bir bilgi hem Melek Yatırımcı için hem de sunum yapan girişimciler için kazanç olur. Benzer fikirlerin hayata geçirilip geçirilmediği araştırılmadan verilen yatırım kararları kayıplara ve hayal kırıklıklarına sebep olmaktadır.

 

Son olarak sık sorulan birkaç soruya cevap vermek yararlı olabilir.

Melek Yatırımcı melek değil mi? Niye bu kadar çok soru soruyor? Parayı versin.

Melek Yatırımcının melekliği, tecrübelerini, girişimcinin ihtiyaç duyduğu zaman, gönüllü olarak girişimciye aktarmasıdır. Yatırımcı tarafı ise soruları sorar ve yatırım yapar, soru sormak zorundadır, işin gereği budur.

 

Girişimci bu kadar çok parayı ne yapacak? Ya kendine kullanırsa?

Girişimciler fikirlerini hayata geçirebilmek işin sermaye ararlar. Aldıklarını doğru yerde kullanırlarsa başarılı olurlar. Para ellerine geçince, patron olduklarını zannedip, kendilerine harcarlarsa projeleri batar.

 

Girişimci: İyi sunum yapmak şart mı?

Melek Yatırımcı: Bütün bu sunumları izlemek zorunda mıyım?

İyi ve doğru sunum yanlış soruları ortadan kaldırır.