“Patent sistemi inovasyonu destekleyecek ve engelleme yoluyla rant arayışını zorlaştıracak şekilde geliştirilmeli.”

Aşı patentlerinde geçici bir feragat sağlanması amacıyla Dünya Ticaret Örgütü’ne Ekim 2020’de Güney Afrika ve Hindistan tarafından yapılan başvuru patentler konusunu yeniden gündeme getirdi. Bu başvuruya aşı üreticilerinin cevabı hem patentlerin aşı üretimi için yeterli olmadığı, hem de patent korumasının kaldırılmasının bundan sonraki inovasyon faaliyetlerini örseleyeceği ve şirketleri demotive edeceği şeklinde oldu.

SEKTÖRE GÖRE DÜZENLEME 

Bilindiği gibi ilaç ve aşı geliştirme faaliyetleri uzun süreler alıyor, ve ciddi bütçeler gerektiriyor. Şirketler koruma altında kazanılan kârların, sonraki inovatif araştırma ve geliştirmeleri finanse ettiğini belirtiyorlar. İlaçta yeni bir molekül geliştirme milyar Dolar ve üzerine malolabilen bir iş. Dolayısıyla ilaç endüstrisi hep güçlü patent korumasını savunageldi.

Öte yandan patent sisteminin her sektörü aynı şekilde ele alması ve sistemin yıllardır aynı şekilde devam etmesi de tartışmalı bir konu. İşin ilginç tarafı, sistemdeki sorunlar ampulü geliştiren Edison’un zamanına kadar gidiyor. Birisi teknolojik bilinmezin basit ve küçük bir parçası ile ilgili, üstelik de bu çözümün çalıştığını gerçek anlamda ispat etmeden bir patent alıyor. Örneğin ampul flamanı olarak pamuk kullanmak gibi. Böyle bir patent, daha sonra çözümün bütününü doğru malzemeler ve tasarımla çalışır hale getiren, yani asıl katkıyı yapan kişinin önünü tıkıyor. Bu bir sorun, çünkü birçok inovasyon kendinden önceki teknolojilerin bir araya gelmesi sonucunda ortaya çıkıyor.

Bir başka sorun patent başvurusu yapanın, kendisi hiç denemediği halde, olası diğer bütün seçenekleri de başvurunun bir parçası yaparak etrafına bir duvar örmesi, veya başvuruda muğlak ifadeler kullanarak patentin sınırlarını bulanık hale getirmesi. İşi daha da zorlaştıran birşey “Patent Trolleri”nin, kullanmak için değil, yalnızca dava açarak para kazanmak için oluşturdukları patent portföyleri! Bunlara karşı teknoloji şirketleri de büyük paralar harcayıp, bir savunma hattı oluşturmanın dışında faydası olmayan patentler alıyorlar.

İNOVASYONU KORUMAK

Patent sistemi özünde inovasyoncuları korumak ve teşvik etmek için kurgulanmış bir sistem. İyi tarafından bakarsak sistemin ekonomik büyümeyi ve rekabetçiliği geliştirmesi, global sorunlara çarpıcı çözümler getirmesi gerekiyor. Ayrıca, patentlenen buluşun tüm detaylarının yazılması ile diğer inovasyoncuları farklı metotlar aramaya iterek teşvik edeceği düşünülmüş. Fakat böyle çalışmıyor. Sistemin bence bir zaafı da her sektörü şartları aynıymış gibi ele alması. Oysa ilaç sektöründe bir çalışma yıllara yayılırken teknoloji sektöründe aylar söz konusu. Bu ikisini aynı kurallara bağlamak çok anlamlı değil. Yapılması gereken ne? 

Öncelikle şunu belirtmem lazım. Burada yazdıklarım ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin başını çektiği global patent sistemi ile ilgili. Türkiye’de patent ve fikri mülkiyet konusu geriden geliyor ve yeni yeni anlaşılıyor. Global sistemde inovasyonu desteklemek için rant arayışına açık olmayan başka mevzuat geliştirmek temelde ideal çözüm. Ancak sıfırdan başlamak zor olduğu için mevcudu düzeltmek daha gerçekçi. Patentlerde bilgi açıklama konusundaki standartların mecbur kılınması, patent ücretlerinin arttırılarak önemsiz teknik gelişmeler veya bariz konular için başvuruların önlenmesi, ve sektörel bazda farklılaşmaya gidilmesi değerlendirilebilir. 

Patentler niyetlenildiği şekliyle inovasyonu destekleyen ve koruyan, bugün dejenere olduğu şekliyle ise en azından belli teknolojilerde inovasyonu engelleyen veya geciktiren bir yapıda. Önemli olan buluşların kendisi olması gerekirken, kullanımda olmayan veya engelleyici yönüyle para kazandıran patent işi kendi içinde bir sektöre dönüşmüş durumda.

Ali Özgenç

ali@algoritmaconsulting.com