“Yalnızca kâra odaklanan şirketler artık ne çalışanlara heyecan veriyor, ne müşterileri cezbediyor, ne de toplumda takdir görüyor.”

Amerika’nın tanınmış STK’larından Business Roundtable 1978 yılından beri her yıl Kurumsal Yönetişim İlkeleri yayınlar. Bu ilkeler hep, bir şirketin varlık nedeninin hissedarlara hizmet etmek olduğunu belirtir idi. 2019 yılında 181 CEO’nun imzası ile yayınladıkları Bir Şirketin Amacı Beyannamesi’nde ise amacın, müşteriler, çalışanlar, tedarikçiler, toplum, ve hissedarlar dahil tüm paydaşların yararına çalışmak olduğu vurgulandı. 1970 yılında Milton Friedman tarafından önerilen, ve o zaman dahi radikal bulunan, şirketlerin hissedarların yararını önceleyecek şekilde çalışması prensibinin şirketlere ne verimlilik ne de başarı getirdiğini söylemek abartılı olmaz. Bunun temel nedeni ekonominin insanlardan oluşuyor olması ve bu insanların da, son dönemde iyice ortaya çıktığı gibi, hayatlarında anlam ve amaç arayışında olmaları.

KURU KURUYA KÂR

Gerçek şu ki, kuru kuruya kâra odaklanan şirketler ve markaları artık ne çalışanlara heyecan veriyor, ne müşterileri cezbediyor, ne de toplumda takdir görüyor. Bir şirketin amacı yetenekli insanları çekmek ve tutmayı, müşterileri ve toplumu tatmin etmeyi, iş yapabilmesini koruyacak şekilde kurallara uymayı, ve bunları yaparken de hissedarlara cazip bir getiriyi birlikte sağlamak olmalı. Çünkü şirketler çalışanlarının bir şey üretmesi ile hayat buluyor, ve çeşitlilik içeren bireylerden oluşan bir toplumun beğenisini kazanarak, o toplumdan çıkan müşterilere hizmet ederek yaşamlarını sürdürüyorlar. Yani artık iyi şirketlerle kötü şirketleri ayıran kâr etmenin ötesinde bir amaca sahip olmaları ve bunu bir taahhüt olarak ilan edip gereğini yapmaları.

Kurumsal Amacı değişik şekillerde ortaya koyan şirketler var. Bunlardan biri “Yetkinlik” boyutunda, yani ürün veya hizmetlerin topluma faydasını vurgulayarak. Mercedes-Benz’in “Önce Dünyayı Harekete Geçir” örneği, veya Philips’in “İnovasyon ve Siz” ifadesinde olduğu gibi. İkinci boyut “Kültür”, yani paydaşların hissettiği şekliyle iş yapma modeli. Örneğin Mars şirketinin “Gelecekte istediğimiz dünya, bugün nasıl iş yaptığımızla başlar” veya Nestle’nin “İyi Gıda, İyi Hayat” ifadelerinde yansıdığı gibi. Üçüncü boyut ise “Sosyal İyilik”. Tesla’nın “Dünyanın sürdürülebilir enerjiye geçişini hızlandırmak” örneğinde olduğu gibi.

TUTARLI OLMAK ŞART

Bazen bir veya birkaç cümle ile kurgulanan, bazen de bir slogan şeklinde özetlenen Kurumsal Amaç, şirketlerin Pazarlama/Satış, Yetenek Yönetimi, Sürdürülebilirlik, ve Strateji/Finans gündemlerinin birleştiği bir noktada yer alıyor. Şirket amacının kurgulanması kadar hayata geçirilmesi de kritik. Lafta kalan bir amacın değişik paydaşlar tarafından kabul edilmesi mümkün değil. Tutarlı olmak şart. Amacın hayata geçirilmesinin yolu stratejinin, iş süreçlerinin, İK uygulamalarının, alınan kararların, iletişimin, ve son noktada da Şirket Kültürünün bir parçası olması. Yani şirket işleyişinin, paydaşları kapsayan bu amaç etrafında şekillenmesi.

Kuşkusuz şirket amacının bütün yönleri her zaman aynı anda her paydaşı tatmin edecek şekilde gerçekleşemeyebilir. Ancak gerekçelerin şeffaf bir şekilde paylaşıldığı ve eksikliklerin tamamlanması için çalışma yapıldığının anlaşıldığı durumlar, amaca olan desteğe zarar vermez. İnsanlar için olduğu gibi şirketler için de bir İkigai noktası var. Şirket Amacının, Şirketin Özgün Yetkinlikleri, Şirketin nasıl Ekonomik Değer yaratabileceği, Dünyanın neye ihtiyacı olduğu, ve Şirket Çalışanlarının Tutkularının kesişim noktasında konumlanması başarıyı getirir.

Ali Özgenç

ali@algoritmaconsulting.com